Pozitif insan az gördüm etrafımda. Hani baktığınızda içinizdeki sıkıntılar gider. Bir hayat enerjisi gelir ya bilinmeyen bir yerden. İşte öyle insanlar az kadı bence. Bana da "pozitif birisin. Sen geldin mi sıkıntım bir an da olsa gidiyor. Hep böyle kal." dediler. Bir iki insandan daha duyunca bende mi acaba onlardanım dedim. Oysa içimde kapatılmış bir fincanın dibinde bolca bir telve kalır da için sıkkın denir ya, işte kapkara öyle. Baktım da yazdığım başka yazılara. Çoğu iç karartıcı şeyler, belki de saçma. Ne bileyim..
Bugün fark ettim ki. Yaşamın tadı-tuzu biz ne kadar katarsak o kadar. Bilinmezlikte çok etrafta. Zeka küpündeki gibi mesela. Neyi nasıl çevirsem de şu yüzü tamamlasam. Bilinmiyor yapılacak hamleler. Deneme ve yanılma işi bir nevi. Hayat deneyimlerden ibaret diye bundan dolayı deniliyor sanırım. Ancak bir nevi de bulaşıcı hastalık bence. Bulaşmış hepimize bu illet. Kendini yaşanmaya bağımlı etmiş bizleri. Kimisi de bağlanamamış bir türlü. Sonbaharda yaprakların ağacın dalından düşüp öldüğü gibi o ilk ve son bağını da koparmak istemiş. Bu insanlar anlayamamışlar bence hayatı. Çok ciddiye almışlar çünkü. Tamam yeri geldi mi sinirlenmeyin de demiyorum ama çokta ciddiye almayın her şeyi diyorum. Bunu diyorum da ben de tam yapamıyorum. Mesela çok çabuk yüzüm kızarır benim. Siz de aynı ortamda olsanız bunda utanılacak ne var dersiniz. Ama söylenenleri çok ciddiye alıp ince düşünmekten hep bu kızarmalar. Ne zaman aldırmadın işte o zaman kafan rahat, için rahat. Mutlu ve huzurlu bir yaşam seni bekler.
Gülmek çok önemli. Öyle yapmacık değil. Dişin yamuk olsa da hatta ağzında dişin olmasa da güleceksin hem de en içten şekilde. Bir de samimiyet. Neysen o olmalısın. Mesela konuşmak istemediğin birine işim var demek yerine bugün fazla konuşmak istemiyorum diyebilmeli bir insan. Niyet önemli olduktan sonra ters bir cümle olarak algılanmaz bence. Sırf karşıdaki kırılmasın diye en ufak bir şeyde bile kendine set kurmak gereksiz bir uğraş. İçinden geçen gerçek duyguları söylemeden dolambaçlı yollardan birine bir dert anlatmak ne zor bunu en iyi başına gelenler anlar (ama sanırım en iyi kadınlar anlar). Neyse işte anladın sen ne demeye çalıştığımı.
Bir kitap okumak lazım, ayda bir kez en az. Bak bu da çok önemli. Unutulan duygular yeniden depreşir içinde belki. Bir farklı bakarsın hayata belki de. Ama eskisinden çok daha iyi olursun. Sonra, sonra...Sonra da bir şeyler yap yeteneklerin neyse. Yaz, çiz, boya, çal...ne yapabiliyorsan yap bir tanesini. Bu da sana kendinin farkında olabilmeni sağlar, hatta fark edilmeni.
Yine saçmalamaya başladık ya hadi bakalım. Olacak, olacak her şey zamanla. Tüm güzellikler bizim olacak.
Saygılar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder