2 Mayıs 2012 Çarşamba

Diren

         Bazen sıkılır içimiz nedensiz yere, bazen ise olmadık yerde bir sevinç kaplar içimizi. Ne neden sıkıldığını ne de neden sevindiğimizi bilebiliriz. İnsan hükmedemiyor bazen kendine. Çoğu zaman hükmedemiyor ya o da ayrı mesele.
       Kendimize hükmetmek ne kadar da zor hele de duygularını kontrol edemeyenler için. Birine kızdığımızda hemen ağzımıza geleni söyleriz bazen,karşımızdakinin üzülüp üzülmeyeceğini düşünmeden. Tabi kızmakta gerekmez bazen bir insanı bilmeden sarf ettiğimiz bir söz kırmaya yeter onu. Ne biz farkına varırız kırdığımızın ne de o belli eder kırıldığını. Bir an gelir o yaranın kabuğu tekrar deşilir ama bu sefer çok acı verir. Kontrol etmeli insan kendine, hükmedebilmeli.. Kendini kontrol etmeyi öğrenebildi mi bir insan neler olmaz ki?  Hani annelerimiz babalarımız derler ya büyüdü kocaman oldu benim oğlan ya da kız. Böyle demelerinin bir anlamı da artık kendini daha iyi kontrol edebiliyor kızım ya da oğlum. Her şey zor bilemeyen için. Bilinmeyenden korkar insan. Korkular üstüne gidilmedikçe yenilmezler. O yüzdendir ki üstüne gidilmelidir korkuların ve başarının zevkine varılmalıdır. Nasıl yaparız başarırız bunu diye soracak olursanız size özlü bir söz söylemek isterim "kelin dermanı olsa başına sürermiş"..
       Her şey insanın  kendi gibi olmasıyla başlıyor. Nasılsan öyle davranmalısın insanlara. İşin düşünce yüze gülen sonra da ardından konuşan biri olmamalı insan. Ne biliyim bir insanı arkadan kötüleyip kötüleyip sonra da yüzüne gülüp canımlı cicimli konuşmamalı. Yani insan önce insan olmalı. Kendini başka şeylere benzetmemeli hareket ve sözleriyle. Herkes facebook ya da twitter gibi paylaşım alanlarında onca şey yazıyor. Ünlü insanların, zamanın düşünürlerinin sözlerini paylaşıyorlar. Paylaşanlar da o paylaşımla ilgisi olmayan insanlar. Yani şunu demek istiyorum, örneğin yalan söylemeyin diyor ama kendi yalancının teki. Ağzımızdan çıkan sözlerden, hareketlerimizden sorumluysak ilk başta birine ya da birilerine bir laf derken düşünmeli ben böyle yapıyor muyum diye.

İşin özü:

       Umurunda değil insanların artık hiçbir şey. Her şeye o kadar çok duyarsızlaşmışlar ki siz ne derseniz deyin bir özür dahi dilemiyorlar. Sonra da güvenmek hak getire.

Ya onlara benzeyip boş vereceğiz her şeyi ya da direneceğiz her şeye direndiğimiz gibi. Gördüğümüz dağlar gibi üzerimize kar da yağsa yağmur da, çığ da düşse direneceğiz yıkılmadan, ayakta dimdik.
   
      İnat böyle insanlara, inat tüm zorluklara, inat tüm haksızlıklara, inat hayata...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder